Bilinmeyen Renklere Doğru …
yine sensizliğin günü,günaydın sevgili…adını hatırlamıyorum,neden sensiz güne başladığımı da…sadece ’sen”i hatırlıyorum…
sana sevgili dediğimi birde.
gözlerimi açmadan daha,yataktaki sıcaklığını arıyor bedenim,yokluğunu farkedene kadar…
kim olduğunu bilmeden üzerini örtüyorum,yokluğun üşümesin diye…hep aynı masada yapıyoruz kahvaltıyı,’’sen” hep aynı bardakta içiyorsun çayını,bana anlatacak hep yeni bişeylerin oluyor,ben sadece sana bakıyorum,hiç doymadan…
yemek yemiyorum diye kendi ellerinle uzatıyorsun,hayır demiyeceğimi bilerek,’sen’i hatırlamıyorum ama tadı var dimağımda…
kahvaltıdan sonra bazen evdeyiz,bazen sokaklarda…
hiçbişey yapmasakta,ara sokakları seninle adımlamak,olur olmadık hareketlerine gülmek,bazen kızmak…
kızınca yüz ifademi görmek için,benimle uğraşmaların,,,
seni hatırlamıyorum sevgili,ama ’sen’i adımlamak,’sen’i solumak,elini elimde hissetmek,çocuk gibi mutluluğunu görmek,bazen bir tebessümünde tekrar yaşadığımı hissetmek,seni yaşamak…
istasyonlar bizim durağımız,yolculuklar birbirimizi unuttuğumuz tek yer…bazen ’sen’i bırakıp gidiyorum uzağa,içimde,gözyaşlarımda getiriyorum ’sen’i de ama gözlerinde gitme hüzünleri parıldıyor,beni yolcu eden…
daha bir şehri soluklamadan,yine yanımda buluyorum ’sen’i,gelmişsin…biliyordum…her kentte ayrı ’sen’ çıkıyor karşıma,her istasyonda başka bir ’sen’ uyuyor dizlerimde…
adını unuttuğumuz otel odalarında buluyorum ’sen’i,beni bekliyorsun,benden önce…
gülümsüyorum…teşekkür ederim…pansiyonlarda doğuyor günışığı üzerimize,az daha uyusam senin yanında,az daha koklasam ’sen’i diye açıyorum gözlerimi,gitmişsin bir not bırakıp…
üzülmüyorum nedense,biliyorum ki dışardasın…
yine de bazen yalnızlığımı özlüyorum,kendi başıma uyumak istiyorum tanımadığım yerlerde,tek başıma keşfetmek istiyorum bir kentin sokaklarını…ama sana kal diyemem,desem de gelirsin peşimden,ben olmazsam ’sen’ de olamazsın bilirim…
bu kent…düş sokağı der ya hani ’seni tanımayan yok bu şehirde diye’ dedikleri gibi…seni tanımayan hiçkimse yok…
tüm acılarımı gömüp yüreğime yine ’seninle’ gideceğim bu kentten,bizi tanımayanların,’sen’i bilmeyenlerin kentlerine uğrayacağım her sonbahar…
ve her baharda yine geleceğim bu kente,seni bekleyeceğim… aynı gün,aynı saat,aynı meydan ve ’sen’ yine unutmamak için not alacaksın,’o’ gelecek diye…’sen’i yeniden bulmaK, ’sen’i yeniden yaşamak olacak baharlarım…
birlikte bekleyeceğiz senin gelmeni,otobüsün camından seninle hatırlayacağız gezdiğimiz sokakları…ve ’sen’ gelmediğinde biz yine birlikte döneceğiz hiçbiryerimize…
ve bilinmeyen renklere gideceğimiz ölüm günümüzde,yine sen olacaksın başucumda,beni bırakma diye yalvarışını duysam da,’sen’i götüremem…biliyroum ki bilinmyen renklerde,cennetein gül bahçelerinde bekleyeceksin yine beni…
Tanrı’dan bizim için o deniz kıyısında ki ahşap evi isteyeceksin…kendi ellerinle yontacaksın 2 ahşap tabureyi bizim için…beni beklediğini biliyorum,senin için giydim beyaz elbisemi,saçlarım hala gece kadar siyah…
unutmamışsın sevgili…
teşekkür ederim,yine benden önce gelmişsin…

Şubat 16th, 2008 at 14:10
Şubat 23rd, 2008 at 20:33
Mart 3rd, 2008 at 14:12
gercekten cok güzel
Mart 26th, 2008 at 13:08
Nisan 3rd, 2008 at 14:30
muhtesem
Nisan 9th, 2008 at 17:11
sözcükleri dillendirmişsin, okurken yüreğime dokundular bir yerlerden

kalemine sağlık
Mayıs 25th, 2008 at 20:12
okurken mideme sancılar giriyor, vücudumu bir titreme alıyor. yazının sonunu getiremedim..
Haziran 9th, 2008 at 07:53
düş sokağı der ya hani ’seni tanımayan yok bu şehirde’ diye..dedikleri gibi…seni tanımayan hiçkimse yok…
içimi acıttı…
Temmuz 10th, 2008 at 10:32
her kelime birbirini tamamlıyor benimde içimde fırtınalar koparıyor
çok süper ve bi o kadar da ilgiinç
Temmuz 18th, 2008 at 12:23
eLine SaqLık ..